Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası

Özel ve kamusal mekân sınırlarının karıştığı bir “Ara Mekân”, sokaktan çatı bahçesine kesintisiz bir “Kamusal Yörünge” önerisi.

Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılında açtığı MBB Sosyal, Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması’na sunulan projedir. Muğla kent merkezinde, Cumhuriyet Meydanı’na bakan Atatürk İlköğretim Okulu’nun hemen arkasında, Belediyenin eski kültürel hizmet binasının yıkılması ile oluşan arsada tasarlanmıştır. Yıkılan yapının bıraktığı boşluk yeniden bütünüyle yapılaştırılmayı bekleyen bir eksiklik olarak değil, kaybolan kamusal yaşamın yeniden kurulabileceği potansiyel bir kentsel zemin olarak ele alınır. Proje, özel ve kamusal mekân sınırlarının birbirine karıştığı bir “Ara Mekân”, sokaktan çatı bahçesine kesintisiz ve sürekli bir “Kamusal Yörünge” kurma arayışıdır.

İşveren

Muğla Büyükşehir Belediyesi

Yer

Muğla

Alan

4.000 m²

Yıl

2026

Tür

Kamu, Kültür

Durum

Yarışma

Tasarım

Fatih Yavuz
Ömer Emre Şavural
Abdurrahim Şahin
Aykan Aras
Kutay Kaynak
Taylan Özgür Aksoy

Proje Ekibi

Ceyda Tok
Mustafa Mert Arıkan (Mimarlık Öğrencisi)
Tarık Yılmaz Mimarlık Öğrencisi)
Bengi Su Beste Keskin (Mimarlık Öğrencisi)
Ada Yıldırım (Mimarlık Öğrencisi)
Batuhan Yaşar (Mimarlık Öğrencisi)

Ömür Özger
Kemal Ovacık
Melih Özener
Cemil Hamdi Okumuş

Malzemesiyle yapı gövdesinden farklılaşan “Kamusal Yörünge”, giriş holünden kent amfisine, oradan yapının çeperinden dolaşarak üst kottaki kültür mekânlarına, son olarak da çatı bahçesine uzanan bir ulaşım hattıdır.

DAVETKÂR BİR BOŞLUK

Cumhuriyet Meydanı’nın geniş ve anıtsal boşluğu, tarihsel olarak daha çok resmî törenlerle tanımlanır. Kontrollü ve mesafeli yapısıyla gündelik deneyime sınırlı bir kamusallık üretir. Kentliler meydanın gündelik yaşamına, ancak çeperinde oturulabilen alçak duvarlar, akşam gezintileri ve kendiliğinden gelişen karşılaşmalarla katılabilmektedir. Proje, bu nedenle kentliye yalnızca açık bir alan değil, davetkâr bir boşluk önerir. Buraya katılmak için programlanmış bir etkinliğe, kurumsal bir çağrıya ya da özel bir davete ihtiyaç yoktur. Kentli yapıya caddeden rahatlıkla yaklaşır, içinden geçer, amfisinde oturup dinlenir ve mekân gündelik hayatının bir parçası haline gelir.

“KONUMLANMIŞ ÇOKLUK”

Ash Amin’in “konumlanmış çokluk” kavramıyla tarif ettiği kamusal potansiyel, projenin boşluk anlayışını tamamlar. Kamusal yaşam, insanlar arasındaki ilişkilerin ötesine geçer; hareket hâlindeki bedenlerin, iklimin, malzemenin, sesin ve görüntünün aynı mekânda kurduğu öngörülemez birlikteliklerden doğar. Tasarım bu karşılaşmaları önceden belirleyen tamamlanmış bir sahne değildir. Farklı eylemlerin ve yeni kullanım biçimlerinin zaman içinde oluşmasına imkân veren açık bir altyapıdır. Yapının kapıları kapanabilir, ancak ürettiği kamusal yaşam kesintisizce sürer.

Yapı, zemindeki boşluğu tüketmeyen, onu farklı kotlara taşıyan, kentliyi davet beklemeden içine alan ve öngörülemeyen birlikteliklere yer açan bir “Kentsel Yoğunlaştırıcı”dır.

GEÇİRGEN VE KESİNTİSİZ

İhtiyaç programında yapının büyüklüğünü belirleyen katı bir metrekare sınırının bulunmaması, tasarımın temel sorusunu “Ne kadar yapı yapılabilir?” olmaktan çıkarır ve “Kente ne kadar boşluk bırakılabilir?” sorusuna dönüştürür. Koruma amaçlı imar planının tanımladığı yükseklik, komşu tescilli yapılar ve tarihi silüet tasarımın temel verileri olarak kabul edilir. Yapı izin verilen kota ulaşırken zeminde geçirgen ve kesintisiz bir kent mekânı oluşturur.

Kültür birimleri iki kat yüksekliğindeki bütüncül bir hacim içinde üst kotlarda yer alır. Hacmin altında bırakılan boşluk, Atatürk İlkokulu ile Kurşunlu Camisi’nin gabarilerini karşılayan yatay bir eşik tanımlar. Böylelikle tarihi çevrenin ölçeğini korurken yapının çağdaş kimliğini görünür kılar.

KAMUSAL YÖRÜNGE

Belediyenin Kültür İşleri Birimleri ile turist bilgi noktası zemin kattadır. Böylece zemin, bilgi alma, bekleme, buluşma eylemlerinin birlikte gerçekleştiği kentsel bir arayüz haline gelir.

Zeminden başlayıp çatı bahçesine uzanan bir dolaşım hattı tanımlanır. Bu hat bir ulaşım elemanından öte, kamusal bir yörüngedir. Malzemesiyle yapı gövdesinden farklılaşan bu ulaşım hattı, giriş holünden kent amfisine, oradan yapının çeperinden dolaşarak üst kottaki kültür mekânlarına, son olarak da çatı bahçesine uzanır.

Kullanıcı bu rota boyunca katlar arasında hareket ederken, tarihî çevreyi, kent silüetini, iklimi ve yapının farklı yaşamlarını deneyimler. Açık, yarı açık ve kapalı mekânların sınırı bulanıklaşır; kamusallık yapının içine sızarak farklı kotlardaki programları birbirine bağlar. Yörünge üzerindeki insan hareketi; gölge, rüzgâr, sergi, ses ve gündelik kullanımın dolaşımıyla bütünleşerek yeni bir konumlanmış çokluk üretir.

GÖLGENİN ALTINDA YAŞAM

Kent amfisi, yapının kapalı olduğu saatlerde de kullanılabilir. ‘Black Box’ın programına bağlı kalmadan gösterimler, buluşmalar ve ortak izleme etkinlikleri için serbest bir zemindir. Amfi, hareketli perdenin indirilmesiyle bir sahne haline gelirken, kafesiyle her saat yaşayan bir mekâna dönüşür. Muğla ikliminin güçlü güneşini regüle eden geniş saçak, altındaki yaşamın iklimsel altyapısını kurar. Gölge mekânlar, sağladıkları fiziksel konforun yanı sıra insanları bir araya getirir; beklemeyi ve birlikte vakit geçirmeyi mümkün kılar.

GEÇİRGEN KABUK

Yapıyı çevreleyen perfore metal kabuk, yapının monolitik etkisini güçlendirirken iklimsel bir filtre olarak çalışır. Kabuğun boşluk oranları, arkasındaki işlevlerin gün ışığı, görüş, mahremiyet ve gölgeleme ihtiyaçlarına göre değişir. Böylece cephe, iç mekândaki program ve eylemlerin izlerini taşıyan geçirgen bir çepere dönüşür. Kabuğun arkasında zeminden en üst kota ulaşan “kamusal yörünge” izlenebilir. Yapı içindeki hareket kente, kentteki hayat ise yapıya karışır