İZKA Hizmet Binası tasarımı, temelde özel ve kamusal mekân sınırlarının birbirine karıştığı bir “ara mekân” arayışı ile biçimlenir. Yaratılan boşluk bir “podyum” olarak kentsel yoğunlaştırıcı ve dönüştürücü bir role üstlenir.
ZEMİNDE HİÇLİKTEN ÇOKLUĞA
“Aynı anda hem karanlıkta hem de aydınlıktaysak,
açıklanamaz olanla karşı karşıyayız demektir.”
Samuel Beckett
Üzerinde kurulmuş olan alan kontrolünden dolayı arazi, kent ve kentli için koca bir “hiç”, bir “boşluk”tur. Fiziksel yerine kavramsal bir “boşluk” olarak tarif edilebilen bu kent parçası yeniden kente kazandırıldı. Bulunduğu bölge için “hiç”likten yaşamsal anlamda “çok”luğa dönüştürüldü. Kent için fiziksel bir boşluk tasarlanması için alan kontrolü yeniden biçimlendirildi ve kamusal ile özel mekân arasındaki sınır bulanık hale getirildi. Bu bağlamda yaratılan boşluk, aynı zamanda bir “kentsel yoğunlaştırıcı ve dönüştürücü” olarak ele alındı.*
PODYUM
Boşluk kentli için bir “podyum”, üzerine kentsel yaşamın yayıldığı davetkar ve devingen bir mekândır. Yapı ve mekânlarının kentliyle etkileşimini artırmak üzere işlevlendirilir. Bulvar doğru uzanan eğimli yüzey bizi podyuma çıkaracak ve aynı anda boşluğu yaşatacaktır. Boşluk yatayda olduğu gibi dikeyde de süreklidir. Bu sayede ofisler doğal hava ile buluşur ve ışığın dolması ile boşluğun tarifi güçlenir. Boşluğu tarifleyen yüzeyler ayrıca kırmızı renkle vurgulanmıştır. Podyum yüzeyi de tümüyle kırmızıdır. İZKA Hizmet Birimleri ve Girişimcilik Merkezi girişlerini podyum üzerinden alır. Podyumun alt kotu ise 1346. Sokak’a bakan cephesinin ardına kamuya açık kullanımları alır.
* “Social condenser” (toplumsal yoğunlaştırıcı) kavramı, ilk kez 1920 yıllarının başlarında Rus Konstrüktivistler tarafından dile getirilmiştir. Kavramın dayandığı temel varsayım, insan ile mimari yapı arasında fiziksel olduğu kadar bilişsel bir karşılıklı etkileşimin var olduğudur.




















