Gökçeada Lisesi

Ada halkının yaşamlarının da parçası olan kampüsün mevcut karakterini ve ‘yerin ruhu’nu koruyan bir kentsel jest.

Gökçeada Lisesi

Ödüllü Proje

Proje, Gökçeada’da Millî Eğitim Bakanlığı’na tahsisli alanda yeni okul yapıları ile pansiyonlarının yanı sıra hem okullara hem Ada’ya hizmet edecek sosyal ve kültürel tesislerin tasarlanması için açılan mimarlık yarışmasında ikincilik ödülü kazandı. Öğrencilerinin olduğu kadar Ada halkının yaşamlarının da bir parçası olan mevcut okul kampüsüne karakterini veren ögelerin korunması ve yerin ruhunu kaybetmeden yeni yapılaşmayla güçlendiren bir proje önerisi geliştirildi.

İşveren

Çanakkale İl Özel İdaresi

Yer

Gökçeada, Çanakkale

Alan

18.500 m²

Yıl

2014

Tür

Eğitim, Kamu

Durum

Yarışma

Tasarım

Ömer Emre Şavural (Mimar / FREA)
Fatih Yavuz (Mimar / FREA)
Ramazan Avcı (Mimar / SCRA)
Seden Cinasal (Mimar / SCRA)

Proje Ekibi

Betül Dönmez
Sonat Özcivanoğlu
Hasan Arslan
Hasan Cem Safa Ece
Erbil Algan

Zafer Kınacı (İnşaat Müh.), Bahri Türkmen (Makine Müh.), Kemal Ovacık (Elektrik Müh.), Habibe Aduş Yılmaz (Peyzaj Mim.) Neslihan Avcı (Çocuk Gelişimi Eğitimi Uzmanı), Özlem Ersoy (Çocuk Gelişimi Eğitimi Uzmanı) Mehmet Şen (Öğrenci, Gökçeada Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesi Mezunu)

Önceki yıllarda dikilen ve özenle bakılan ağaç öbeklerinden uzaklaşmak yerine, onlara yaklaşmak ve hatta ‘içlerine sokulmak’ bir tasarım hedefidir.

ADA’NIN OKULU

İlk adıyla “İmroz İlköğretmen Okulu” yarım yüzyıldır öğrencilerinin olduğu kadar Ada halkının da yaşamlarının bir parçasıdır. Bahçesi, Adalılar ve mezunlarına güçlü bir ‘ait olma hissi’ ile güven verir. Salt bir fiziksel mekân olmaktan çok, yerin ruhunun hissedildiği bir eğitim kampüsüdür. Eski okul ve yurt binalarının arasında kalan okul bahçesi, tören alanı (eski avlu), Atatürk büstü, toprak sahası, duvarlar ve koyu ağaçları ile çok katmanlı bir yere dönüşmüştür.

ANILARI ÇERÇEVELEMEK

Fiziksel mekânın güçlü karakterini koruyarak yeni yaşamı karakterini veren ögelerle birlikte kurgulamak tasarımın çıkış noktasıdır. Yeni yaşam, yerin hafızasını hiçe saymadan ‘anıları sarmalayarak’ kurgulanır. Mezunları yıllar sonra geldiklerinde bile bahçesinde korunan izleri bulacak, bu izler kampüsün yeni yaşamının bir parçası olacaktır. Ağaçların belki de en çok hikâye barındıran ve buraya ruhunu veren ögeler olması muhtemeldir. Önceki yıllarda dikilen ve özenle bakılan ağaç öbeklerinden uzaklaşmak yerine onlara yaklaşmak ve hatta ‘içlerine sokulmak’ bir tasarım hedefidir.

YENİ AVLU

Mevcut ağaç kümesi ve önündeki eski avlu korunur ve eğitim birimleri ile sosyal-kültürel birimlerle sarmalanır. Yapı yerden yükseltilerek geçirgen bir aks oluşturulur ve aksın sonunda mevcut amfi tiyatroya ulaşılır. Yapı arazinin +45.00 kotunda iki tepeciğe otururken eski avlunun olduğu kısımda yine kolonlar üzerinde yükselir. Böylelikle yerden yükseltilmiş eğitim bloğu, kentliyi yeni avluya davet eder. Ortak mekanların tümü avluyla temas halindedir. Atatürk büstü de hâlâ tam yerindedir.

Ağaçların arasında yer alan hafif strüktürlü topluluk odaları ve öğrenci kulüpleri, yaydıkları enerji ile avluyu doldurur, orada müzik, öğrencileri beslemeye devam eder. Avluya bakan çeperlerde hem mekânlar hem de öğrenci ve kentliler birbirleriyle iletişim halindedir. Buna karşılık, eğitim birimleri üst kotlarda, ortak ve kamusal mekânlar zeminde konumlandırılarak özel ve kamusal mekân ayrımı sağlanır. Yeni avlu ikisinin arasındaki sınırları yer yer bulanıklaştırıp olasılıklarla zenginleştirir.

 

İKİNCİ EKSEN

Kuzey-güney doğrultusundaki ikinci aks, eğitim birimleri, spor merkezi ve öğrenci yurtlarını birbirine bağlar. Bu yaya aksı aynı zamanda kuzeydeki yeni konut dokusunu ve güneydeki korunması gerekli lojmanları kente bağlar. Arazinin doğal kotlarına oturan açık spor ve etkinlik alanları bu yaya aksına takılır. Kuzey batı yönünde, kentliyi de kendine çekecek hobi bahçeleri ve organik tarım alanları yer alır.