Galata Köprüsü Renovasyonu

Hem Boğaz hem Haliç manzarasını aynı anda deneyimlemeye imkân tanıyan geçirgen bir mekânsal kurgu, gündelik yaşamın aktığı bir köprü.

Galata Köprüsü Renovasyonu

Galata Köprüsü, Eminönü ile Karaköy’ü birleştiren ve Haliç’in Boğaz’dan girişine yerleşen bir deniz mekânıdır. Köprü, İstanbul’un hem fiziksel hem kültürel anlamda iki yakasını birleştiren simgesel bir yapı olmasının ötesinde, yaya ve taşıt trafiğinin gündelik yaşam ile iç içe geçtiği eşsiz bir kentsel kesişim alanıdır. Ancak zaman içinde yapılan parçalı müdahaleler, köprünün bu çok katmanlı karakterini gölgelemiştir. Özellikle alt kotta yer alan yeme-içme mekânlarının organizasyonu hem kullanıcı deneyimini hem de kentsel geçirgenliği sınırlayan bir yapıya dönüşmüştür. Bu sorunlara yanıt geliştiren proje, mevcut tüm ticari birimlerin kaldırılarak açık planlı, serbest düzenli hem Boğaz hem Haliç manzarasını aynı anda deneyimlemeye imkân tanıyan geçirgen bir mekânsal kurgu geliştiri

İşveren

İstanbul Büyükşehir Belediyesi

Yer

Haliç, İstanbul

Alan

25.000 m²

Yıl

2021

Tür

İç Mekan, Kamu, Ticari

Durum

Proje

Tasarım

Fatih Yavız
Emre Şavural
Berk Bingöl
Bilal Uğur Liman
Güney Gürsu Tonkav
Yaren Kopan
Kutay Kaynak


Yeni yerleşim düzeninde kullanıcılar orta hattan alacakları hizmet sonrasında dilediği yöne bakan oturma alanlarını seçme özgürlüğünü kazanmakta ve farklı yönlerdeki manzaraları deneyimleyebilmektedir. Alt kot yalnızca gastronomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal etkileşime olanak tanıyan yeni işlevlerle desteklenmiş ve köprü altı, kentliye daha açık, hafif ve geçirgen bir platforma dönüşmüştür.

“KÖPRÜ ALTI”

Köprünün üst kotunda akan taşıt trafiği seviyesinin altında, İstanbul Boğazı ve Haliç’e bakar biçimde sırt sırta konumlanmış mevcut restoran ve ticari birimler, çevrenin tek yönlü olarak algılanmasına neden olmaktadır. Köprüaltında kullanıcıların her iki yönü eş zamanlı olarak deneyimlemesi imkânsız hale gelmiştir. Ayrıca, ticari birimlerin denize daha yakın olma isteğiyle yerleştirdikleri balkon ve dış mekân elemanları, yaya dolaşım alanını daraltmış, konforsuz ve parçalı bir kamusal deneyim yaratmıştır.

Bu sorunlara yanıt geliştiren proje, mevcut tüm ticari birimlerin kaldırılarak açık planlı, serbest düzenli hem Boğaz hem Haliç manzarasını aynı anda deneyimlemeye imkân tanıyan geçirgen bir mekânsal kurgu geliştirir. Restoranların servis alanları, iki cephe arasında görsel sürekliliği engellemeyecek biçimde orta hatta yerleştirildi. Aralarında bırakılan boşluklarla mekânın akışkanlığı korundu. Böylece köprüden geçenler ister Haliç ister Boğaz yönünden mekâna dahil olabilmekte, iki manzarayı da eş zamanlı olarak deneyimleyebilecekleri ferah bir kamusal boşluğa adım atmaktadırlar.

 

Yeni yerleşim düzeninde kullanıcılar orta hattan alacakları hizmet sonrasında dilediği yöne bakan oturma alanlarını seçme özgürlüğünü kazanmakta ve farklı yönlerdeki manzaraları deneyimleyebilmektedir. Alt kot yalnızca gastronomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal etkileşime olanak tanıyan yeni işlevlerle desteklenmiştir. “Köprü altı”, kentliye daha açık, hafif ve geçirgen bir platforma dönüşmüştür.

“KÖPRÜ ÜSTÜ”

Köprünün üst kotu, yoğun bir taşıt ve yaya trafiğine sahiptir. Bu mekânın en keyifli ve kentliler arasında en popüler etkinliği ise balık tutmaktır. Galata Köprüsü’ne özgü gündelik yaşam pratiklerinden olan balık tutma deneyimi, dikkate alınan önemli bir sosyal kullanım biçimidir. Halihazırda hem yayalar hem balık tutanlar için mekânsal zorlukları olan alanlarda özgün tasarım detayları üretilmiştir. Balıkçıların konforunu artırmaya yönelik küçük ölçekli aparat ve donatılar tasarlandı. Oltaların sabitlenebileceği, oturarak daha konforlu şekilde balık tutulmasına olanak sağlayan bu detaylar, köprünün yaşayan kimliğini destekleyecek şekilde kurgulandı.

 

Köprünün alt ve üst kotlarını bağlayan ve dört noktada konumlanan mevcut merdiven kovaları da yeniden değerlendirildi. Bu merdiven kovalarının içinde kullanım dışı kapalı alanların bulunduğu ve Tarihi Yarımada’dan Galata yönüne bakıldığında tarihi çevrenin algısını bozduğu tespit edildi. Bu doğrultuda, söz konusu dört merdiveni içine alan yapılar kaldırıldı, merdivenler korunurken köprü, mekânsal ve görsel olarak fazlalıklardan arındırılmış oldu. Köprünün üst kotu daha geçirgen, hafif ve tarihi çevreyle daha uyumlu bir hale geldi. Görsel engellerin kaldırılmasıyla birlikte, Tarihi Yarımada ve Galata yönündeki simgesel yapılar daha net biçimde algılanır kılındı. Köprü, çevresiyle kurduğu ilişkide daha rafine ve dengeli bir karakter kazandı.